THE ROOF IS ON FIRE
Çok kıtım. Evet. Kıtlığım gittikçe artıyor. Yeni şeyler öğrendikçe, yeni şeylere adapte olmaya çalışıyorum. Eski şeyler gitmek istemiyorlar. Ben de yersizce değil işte bu nedenden dolayı kıtlaşmaya başlıyorum. Gerici tutumlar sergiliyorum. Bilmiyorsun sen, çünkü söylemiyorum. Çok modernim deyip günü geçiştiriyorum.
Bu dünyada yaşadığımız gerçeğini kabul edip kendi kendimizle şöyle güzel bir sohbet etmek için masaya oturduğumuzda, nedense kendimiz bize diğer insanların yaptığı gibi iltifat etmez. Biz, neyse hadi seni dahil etmeyim alınganlık olmasın, ben diyim, kendimi(-zi) beğenmiyorum(z). Bunu bu kadar açık olduğunu bile bile benim dışımda kalan herkese bambaşka yalanlar uyduruyorum. Kıskanç değilim gibi... başka yerlerde olmak istemiyorum gibi... çok güzelsin gibi...benim için fazlasın gibi.. kötü olan bendim gibi...yanlış biliyorlar gibi..
C'MON PARTY PEOPLE
Ben kendini kötüleme konusunda bir uzmanım. Böyle olması başkasının kalbini kırmaz diye düşünmüştüm sürekli. Sonunda iş zıvanadan çıktı. Kendimi kötü görüyorum. Ama değilim. Sadece buralarda takılıyorum. Sen gibi, bir hayatım var, onu yaşıyorum. Sen mesela, çalışmak için Amerika'ya gittin, sonra başka bir sen var Erasmus ile Letonya'ya gitti, diğeri kendi kafasına göre takıldı evleniverdi. Aldırmadık. Dünya dönüyordu, biz de üzerindeydik, dönmemiz lazımdı, gelişimin tipik örnekleri olarak sadece ayak uydurduk. Biliyorum garip hissediyorsun, ben de garip hissediyorum.
İçinde insanlık adına öğrendiğin, bildiğin, saygısızlık, ahlaksızlık olarak kabul edilmiş pek çok şeye karşı bir açlık var ve sen bunun yanlış olduğunu söyleye söyleye yapmaktasın. Ayrıca bu şekilde insanların seni sevmelerini bile sağladın. Tebrikler, sonuç yine yalnızlık. Oysa etrafında mutlaka bir kaç insan var, ve sen yine o tüm modern dünyayı kavrayan aklı başında senden bahsediyorum farkındaysan, (alınganlık yapma sıran geldi şimdi) yalnız olduğunu, kimsenin gerçek seni göremediğinden, aslında yeri gelse ben de romantik, akıllı, uslu, çalışkan sıfatı sen seç, olurdum diyorsun. Üzgünüm olmadı.
EVERYBODY HERE WE GO
Oysa ben doğruyu söylemeyi, olduğum gibi davranmayı seçmiştim. Tepki tam tersi gelince bu yola girdim. Bilsem yapmazdım. Eminim sen de bilsen, bağıra çağıra nefret etsen de bu dünyayı bizim böyle yaptığımızın farkına varırdın. Sorun sendin, bendim. Başımızda olan, karşımızda duran ile alakalı değildi mesele. Sen onun karşısındaydın ben senin, benim karşımda da birisi vardı. Bana bakıyordu, bir şeyler söylüyordu anlamıyordum, gülüyordum.
Lakin, öyle yapmayı öğrenmiştim ben. Erkeklikten mi geliyor, milletimden mi, insanlıktan mı bilemiyorum şimdi ama bana söylenen şeyler, benim kurduğum tüm değer yargılarımın ya da bildiğim lisanlar arasından geçip kulağıma geldiğinde mana göstermiyorsa gülüyorum, ardından da, aldırmadan devam etmem geliyor zaten. Sonuç olarak gülüp yada aldırmayıp geçiyorum. Çünkü manasız geliyor.
Kimi konular manasız zaten, insanın yarattığı, sadece kendinin önem verdiği kuralların çoğu gibi. Yaşamamız için konulan yasaların bir kısmı sadece yer kaplıyor. Bir kısmı ise delinmeyi bekliyor, bir kısmı çalışması istenen bölgede hiç tedavi etkisi göstermiyor, pek çok insan bunun yüzünden dışarıda güneşi görüyor, kimi de güneşin hemen önünde karanlık için yalvarıyor. Muhteşem ırk insanoğlu kendi ırkını yokediyor, katlediyor, bir yerlere kitliyor.
WAIVE YOUR HANDS LIKE YOU DON'T CARE
Oysa yarını görmeyi istemek bile yaşamak için yeterli olmalıydı insan için. Komşunu sevmek, bilediğin bıçağı sadece yapacağın yemek için kullanman gerekirdi. 'Yapamadın, yapamadım, sonuç olarak evlat, biz yapamadık sen ne yapacaksın bilemiyorum,' demek çok klişe olurdu. Özellikle yukarıdaki bir kaç paragrafa bakarsak içinde bulunduğum durum ve gelişmeleri sadece ortaya koyabiliyorum ben de. Ki farkında olmayan kişi mi farkında olan kişi mi rahatsızlık duymaktadır bu durumdan? Diğerleri gibi sadece ben de bir şeyler yapmaktan fevkalade acizim ve aynı zamanda diğerleri gibi ben de bundan bir yürek sızısı duymamaktayım. Batan geminin malları misali, zaten batacak ne yapalım? der gibiyim.
Bundan sonrası geleceğin saygın yaşayanları, ekonomik açıdan tüketebildiğini tüketmelidir. Elinde olanları tüketip olabildiğince mutlu olmak senin hakkın. Ne de olsa orada burada 'End is near' mesajları görmek bir süre sonra bizi ona karşı da duyarsızlaştıracaktır. Ne istiyorum biliyor musun? Güzel bir ev, güzel bir eş ve bir kaç çocuk. Normal bir yaşam.
BORN MOTHERFUCKER BORN!
Oysa birileri daha ben bu dünyada yokken kendi hayatlarını ortaya atıp, o günün koşullarında savaşmışlardı. Benim gelecekte yaşayabilmem için. Ve ben, sen, kısaca biz bunu artık yapabilecek durumda değiliz. Ve üzgünüm sevgili dostum, kimse gelip bizi kurtarmayacak.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder